Ana içeriğe atla

Abdurrahman el-Kevâkibî ve Despotizmin Doğası 06.09.2020


Kevâkibî’ye göre despotizm yukarıdan aşağıya oluşan bir mekanizmadır ve bundan farklı davranması mümkün değildir. Mekanizmanın başına “iyi adamlar” gelse bile onların da bu mukadderatı aşabilmelerinin mümkünatı yoktur. Bu durum ancak, onun işleyiş yasalarına karşı başka yasaları işletmekle mümkündür ki, Kevâkibî’nin çözüm noktasında ortaya koyduğu hususlar, normlar ve sistemsel yaklaşım çağdaş siyasi ilkelerle olabildiğince uyumludur.

6 EYLÜL 2020

Devamı:

https://www.perspektif.online/abdurrahman-el-kevakibi-ve-despotizmin-dogasi/

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İLLEGAL HUTBE

Muhterem müslümanlar! Cenab-ı Hak; Enfal Suresi 27. Ayeti kerimede “… ki bile bile emanetlerinize hıyanet etmeyesiniz” buyurmaktadır. Müminun Suresi 8. Ayeti kerimede “Onlar (müminler) emanetlerini ve sözlerini yerine getirirler” buyurulmaktadır.   Nisa 58.ayeti kerimede “Allah size emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hüküm verdiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder.” uyarısı yapılmaktadır. Müfessirler “emanet ehli”ne , “ kamu işlerini yürütenler” anlamını vermişlerdir. Enfal 27’de şu mühim ikaz yer almaktadır: “Ey inananlar! Allah’a ve peygambere karşı hainlik etmeyin, size güvenilen şeylere (emanetlerinize) bile bile ihanet/hıyanet etmiş olursunuz.”   Buradaki  emanet  kelimesine  feraid  (görevler) anlamı da verilir. Ayette aynı zamanda  emanet  kelimesinin zıddı olan  hıyanet  de geçmektedir ki, Menar müelliflerine (Abduh/Reşid Rıza) göre, emaneti koruyan ve sahibine tevdi edene “hafîz, emin, ve...

İttifak çatırdamasın da isterse gökkubbe mi yıkılsın? 21.01.2021

Adalet Bakanı Abdülhamid Gül, daha birkaç hafta evvel söylemişti; “Adalet sağlansın da isterse gökkubbe başımıza yıkılsın” diye. Türkiye’de son bir hafta içinde yaşananlar maalesef bunun bir bakanın temennisinden öteye geçemeyeceğini bir kez daha ispat etmekle kalmadı; nasıl bir siyasi iktidar denklemi ve sistem içinde olduğumuzu yüzümüze bir kez daha vurdu. İktidar ortağı parti, bu siyasi teröre sadece sözlü olarak taraf olmakla kalmadı, kendileri gelip emniyete teslim olan saldırganlarla ilgili soruşturmada devletin bir savcısını hedef gösterdi, tehdit etti, bir siyasi parti liderinin adamı olduğuna dair afişler paylaştı ve bir siyasi linç kampanyası gerçekleştirdi. Devlet Bahçeli, yaptığı uzun açıklamada, kendilerine yapılan eleştirilerde aradığı kriterleri sıralarken “ahlakilik, hukukilik, meşruiyet” vurgusu yapmıştı. Bu kampanya tüm kamuoyuna aynı soruyu sordurttu: Nerede ahlakilik? Nerede hukuk? Nerede meşruiyet? Sürekli “muz cumhuriyeti” olmadığımızdan, “bakkal değil devlet yöne...

Dostlarla hasbihal 03.06.2020

Türkiye’nin içinden geçtiği bu zorlu süreçte, duygu ve düşünceler iklimini paylaştığımız dostlar var. Dertleştiren sorular, cevaplar, analizler, tezler, anti-tezler, sentezler. İnsanların zihinlerinin olabildiğince karışık olduğu ve henüz sağlam bir limana demir atmadığı dönemlerde bunu yapmak ziyadesiyle gerekli ve faydalı.   Ülkede en başta bir sistem sorunu var. Yeni değil, belki bir asırdan fazla bir tarihsel arka plana sahip bir durum bu. 1876 anayasası ve izleyen süreç bir yana, özellikle 1908 sonrası çoklu fikirlerin yer aldığı ortamda daha bir kavileşen siyasi fay hatları sağdan sola, muhafazakarlıktan İslamcılığa etkili olmayı sürdürmekte. İdeallerin de, hayal kırıklıklarının da, korkuların da ardında bu dönemde oluşan çizgilerin Batı ve İslam dünyasıyla girdiği ilişkilerle kemikleşen yapıları var. Tıpkı insan psikolojisinde, ruhi hastalıkları çözümlemek için derinlere inmenin gerekliliğinde olduğu gibi; bugün yapageldiğimiz pekçok tartışma, aşmakta zorlandığımız kimlikler...