Ana içeriğe atla

Çıplak Arama Tartışmaları ve Hak Savunuculuğu (ocak 2021)


 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

MEHMET ŞİMŞEK İLE HASBİHAL

  Sayın Şimşek sözlerimiz size, tekil olarak şahsınıza. Geleceğinizi duyduğumuzda tüm ümit kırıklıklarımıza, tüm birikmiş öfkelerimize rağmen nasıl da umutlanmıştık. İşinin ehli, rasyonel politikalara yol verecek, gelirken kimbilir ne pazarlıklar etmiş, birilerine rağmen göğsünü entrikalara siper etmiş, mevcut sistemin tüm olumsuzluklarının sürdüğünü bildiğimiz halde, doğru bildiklerinden asla taviz vermeyecek idolümüz olmaya adaydınız! Yalnızca biraz zamana ihtiyacınız vardı ki ondan da bizde bolca vardı. Son yedi yılı yara berelerle atlatmış gaziler olarak, ümitlerimizin kırıntılarını tane tane toplayıp soframıza koyacağınızı dört gözle beklemekteydik! Bizi seraptan uyandıran şey Meclis konuşmanız oldu. Tüm “acabalar”a rağmen artırmaya çalıştığımız umutların bir kez daha törpülenmesine sebebiyet verdi. Onca yaşadığımız kabustan sonra zihinlerde “Rasyonel politikalar gütmeye çalışan bir teknokrat” olarak kalmanız iyi olurdu. Selefleriniz kötü yönetime beceriksiz siyasetlerini ...

Siyasetin siyaseti… 26.05.2020

Siyasetin nasıl yapılacağına dair fikrilerin önemli kısmı genellikle önceliklerden oluşmakta. Her kesimin kendine göre özel öncelikleri var. Bunlar genelde ideolojik kimliksel çerçevelerle örülü ve “böyle olmalı” kesin yargılarından oluşmakta.   Burada bir parantez açalım: Kesin yargıların ancak toplumsal kesimlerin birbirine dokunacakları, hasbihale girişecekleri, empatiyi artıracakları ve birbirlerini anlamaya çalışıp -her konuda anlaşamasalar da- birlikte yaşamın ortak hassasiyet noktalarını üretebilecekleri zemini oluşturacak bir süreç işlediği takdirde aşılabileceğini de ifade etmek gerek. Tabii “yerleşmiş/kemikleşmiş yargılar”ın da belli tecrübelere dayandığını, tümünün “keskin yargı” muamelesine tabi tutulamayacağını belirtmek gerek. Ancak burada asıl vurgu konusu bu “yerleşmiş yargılar”ın kendi mahalli görüşü dışında ne derece sınandığı meselesidir. Bu sınanmanın önündeki engellerdir. Bu engellerin aşılmasıdır. Farklı toplumsal yargılarla karşılaşma cesareti sonrası mesele ...

İnsanı yaşat ki Ayasofya Ruhu taçlansın! 11.07.2020

Yaklaşık 90 yıldır şiirlere, edebi yazına, geniş katılımlı gösterilere, kendisinden ötürü idamla yargılanmalara konu oldu Ayasofya. Daha öncesi de vardı elbette. Günümüz nesillerinin, yazıldığı dönemlerin ruhundan, hissiyatından, sıkıntılarından bihaber olduğu duygu ve düşüncelere konu olan makaleler. Mesela bunlardan biri, 1921 yılında, İstiklal harbi ve İstanbul’un işgalinin yaşandığı dönemde, Mustafa Kemal’in yakın arkadaşlarından Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun İkdam gazetesinde yayınlanan ve bir miraç kandili tasviri ortaya koyarken paylaştığı satırlardı:   “Dün Ayasofya, Bayezid, Şehzade camileri, emsali görülmemiş bir cemaatle doluydu. Kadın erkek, çoluk çocuk binlerce Müslüman, Eskişehir önünde şehit düşen mübarek din ve kan kardeşlerinin ruhuna ithaf edilen mevlid-i şeriflere iştirak için bu mabedlere koşuyorlardı…Dün birdenbire kendimi o heybetli cemaatin içinde bulur bulmaz, sandım ki yeniden hayata doğuyorum. 10 yaşımdan 32 yaşıma kadar geçirdiğim meşum bir devrin bütün o...