Ana içeriğe atla

KHK'lılar ve İnsan Hakları Sorunları


 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Hoca derslere devam ediyor (2) 05.06.2020

“Bugün, Türkiye’de bir ekonomik kriz yaşadığımız için siyasal kriz yaşamıyoruz. Tam tersine,  bir siyasal kriz, hukuk krizi, adalet krizi ve en önemlisi yönetim krizi yaşadığımız için ekonomik kriz yaşıyoruz.”   Hocanın 1 Haziran konuşmasındaki bu sözleri hukukun keyfileşmesi, adaletin erimesi, özgürlüklerin baskı altına alınmasının ülkelerin ekonomik ve sosyal krizlere kapılmasındaki sebep-sonuç ilişkileri yasasını özetliyor. Sebepler zincirinin sonucu olan siyasal krizler ekonomik yönetimindeki çelişkileri de, krizleri de tetikleyip derinleştiriyor.   Bu meyanda virüs salgınıyla literatüre girip kullanılan “normalleşme” olgusunun, sadece berberlerin, AVM’lerin açılmasına atfen değil, memleketin diğer sorunlarıyla bağlantılı sadra şifa yönelimler için vesile kılınması niyazıyla ilkesel boyutta irdeliyor hoca:   “Bu nedenle, normalleşme kavramını ülkenin nefes borularının açılması, dinamizminin önündeki engellerinin kaldırılması ve gençlerimizin yaratıcılığını körelt...

İdlib, insanlığımızın turnusolu 05.03.2020

Suriye’yi konuşurken insanı merkeze koymayan siyasi tahlilleri ciddiye almak mümkün değil.   Ötesi, bu bilinçli olarak yapılıyor ve “Türkiye orada işgalci…” falan diye başlıyorsa buruşturup çöpe atmak gerek.   Soruyorum kendime; “Bunu soranın derdi uluslararası hukuk falan mı!?” diye.   Öyleyse aynı kafa neden Rusya, Esed, İran’ın dokuz yıldır süregelen mezalimine, insanlık ve savaş suçlarına, kimyasala, okul, hastane, böcek, çiçek demeden sürgit devam eden soykırıma ses çıkarmaz.   Demek ki motivasyon(!) başka.   15 Temmuz’dan sonra iktidar adaleti, hukuku, ekonomiyi altüst etti, doğru. Dili sivrileşti, yandaşlar kayrıldı, totaliterlik çiğnenen ilkeler ve ulusalcılaşmayla bağlantılı olarak arttı;, Perinçek memnun, hepsi doğru. Dış siyasette olması gereken denge de uzunca bir dönemdir eli ayağına dolaştı, o da doğru.   Lakin;   Suriye’yi konuşurken totalitarizme vurgu yapmak bir tercih.   Suriye’yi konuşurken Esed’in diktatörlüğüne, Rusya’nın Groz...

Medyatik olmayan konular 11.11.2020

Türkiye damadı tartışadursun (fazla uzun sürmeyeceğini düşünüyorum.) nice konular var ki medyada kendine yer bulmakta zorlanıyor. Önce damat konusuna kısaca bir bakalım.   Malum, mesele kişilerle bağlantılı değil, sistemik bir sorun. Zihniyetsel ve sistemsel dönüşüm olmadan işlerin düzelmesi zor. Mesele keşke sadece ekonomi olsaydı. Altyapıya hukuk, yargı, adalet…diye sıralayabileceğimiz uzun bir listenin yerleşeceği ama en temelinde de “kişiye özel başkanlık sistemi”nin olduğu bir sebepler zinciri var elimizde.   Trump gitti Biden geldi; “acaba dünya biraz otoriter yönelimi yumuşatmak zorunda kalır mı?” diye sorup beklerken, ilk ataklar bizden geldi. Önce Naci Ağbal, ardından Lütfi Elvan ile değişime ilk tepkileri vermiş olduk. Her ne kadar kamuoyuna yansıyan magazinel detaylarda ‘kayınperderini doğru bilgilendirmeyip aldatan damat’ profili olsa da, beş yıldır yaşanan süreç malum. Koskoca bir toplumun “icmaen” birleştiği neredeyse tek konu idi damat. Aslında onun bu kadar uzu...